24 Şubat 2020 Pazartesi

2020 ŞUBAT AYI KİTAP LİSTEMİZ ( KLASİKLER)

OBLOMOV ile ilgili görsel sonucu


bereketli topraklar üzerine ile ilgili görsel sonucu


TOLSTOY ÇOCUKLUĞUM ile ilgili görsel sonucu



2020 0CAK AYI KİTABIMIZ (YEŞİL PERİ GECESİ/ AYFER TUNÇ)


yeşil peri gecesi ile ilgili görsel sonucu
KİTAP HAKKINDA
Ayfer Tunç'tan bugünün romanı.

Güzelliğini zehirli bir sermaye olarak kullanan genç bir kadının hayattan öç almak için soyunmasıyla başlayan bir düşüş hikayesidir Yeşil Peri Gecesi. Modern toplumun ikiyüzlülüğüne, geleneklerin, alışkanlıkların zorbalığına direnen, "farkına varmış" ve bu nedenle acı çeken bir kadının, annesiyle hesaplaşamayan bir kız çocuğunun, okuyanı rahatsız eden ve belki de bu nedenle elinizden bırakamayacağınız öyküsü. Cumhuriyet elitlerinin düşkün kuşakları ile orta sınıfın can çekişen tutunamayanlarının karşılaştığı trajik bir karnavala dönüşen kapak kızının romanı, toplumun ve bireyin ruh haritasını en ince ayrıntısına kadar resmeden Ayfer Tunç'un güçlü anlatımıyla Türkiye'nin çürüyen yüzüne de ayna tutmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Ayfer Tunç'un "Kapak Kızı" kitabının devamı. İlk kitapta bir dergiye çıplak poz veren Şebnemin resmini görenlerin iç savaşını okurken, bu kitapta Şebnemin kendi yaşamını okuyoruz.

KİTAPTAN ALINTILAR
"Karısı Haluk’u seviyor. Haluk beni seviyor. Ben Ali’yi seviyorum. Ali Paris’te bir kadını seviyor. Demek ki şarkının bir bildiği varmış, sevenler sevilmiyormuş."
"Olmamış gibi yapabilenlerin dünyası bu, benim değil. Ben yapamıyorum. Ben sosyal bukalemun olamıyorum. Bulunduğum kabın şeklini, bindiğim dalın rengini alamıyorum. Yetmezmiş gibi ışıldıyorum bir de, iyi mi!"
“Bazı ruhlar dışbükeydir, bazı ruhlar içbükey. Biz içbükey ruhlarız, babamla ben. İçimize doğru kapanırız, istiridye gibi.”
"Belki de bir kedi almalıyız. Hatta sokakta bulmalıyız. Adını Gambaz koymalıyız. Olanca gamımızı, kederimizi kediye yüklemeliyiz. Kedi gamımızı kederimizi alıp kaçmalı."
"Aslında zekâmdan çok güzelliğime güveniyordum. Güzelliğimi kullanmak zahmetsizdi. İspat etmem gerekmiyordu, hemen görülüyordu. Hem zaten zekâmı isteyen de yoktu."
"Ezcümle, herkes varlığındaki boşluğu doldurmak istiyor. Dolduramadan ölüyor. Ama uğraşma boşuna, o boşluk dolmaz! Var olmanın boşluğu o! Dolsa biz, biz olmayız!"
"Diyorduk ki: “Ey yeşil periler, ey ruhumuzun sonsuz gecelerinin eceleri. Söyleyin! Yolları ölümle birleşecek olan bu iki hayat başka türlü yaşanabilir miydi?
“Carpe diem!” diyordu yeşil periler, “Elbette, her şey sonsuzca başka türlü olabilirdi. Ama çok geç artık, ânı yaşayın, zaman çünkü yalnızca ileriye akar.”
"İnsanlık anlattığı bütün hikâyelerde yükselmeyi hayal etmiş. Pegasuslar, Tulparlar filan hepsinin amacı yükselmekti. Peygamberler hep göğe yükselmiş. Çünkü tanrının yükseklerde olduğunu söylemiş bütün dinler. (Göklerdeki Babamız’ı Vatuşumun.) Bütün inançlar insana yukarıyı işaret etmiş, arşın en yüksek katını.
Oysa insan denen yaratık yükselemez kolay kolay, aksine, düşer. Bu gezegende yaşanan gerçek hayatta insan dibe iner, bir kere düşmeye görsün. Tutunamazsa kendi insanlığına, arzın merkezine, ateşin ortasına kadar düşer.
Uzaklarda aramaya gerek yok, cehennem yeryüzündedir."

"Arzu nesnesiydim, baş belasıydım, orospuydum, pornocuydum, pazarlıktım,şimdi de haber, reyting, fırsat olmuştum. Büyük okazyon olmuştum.. Ben hayatımın her döneminde kadından başka bir şey olmuştum."
"Benim istediğim kuru samanların altından şarıl şarıl akan suları göstermekti. her şey yolundaymış, dünya bok kokmuyormuş gibi yapan milyonlarca insana, 'bir kere bari sağına soluna bak, çürüyor dünya görmüyor musun?' demekti."
"Birden boşaldı içim. Beynimi, iiçindeki tüm zavallı düşünceler, boş umutlar, sefil beklentiler, rezilce hatıralar ve ağır haksızlıklarla birlikte, kana kana kustum. Kustum öz ağzımdan kafatasımı. Kabuk kaldım."

YORUMLARIMIZ
"Kader mi yoksa tercih mi? diye başladık bir zamanlar ve bir yerlerde her anlamda güzel ve mutlu bir ailenin başına gelenleri konuşmaya. Kitap okumadık sanki gerçek bir yaşam hikayesi seyrettik. Zaman zaman içine daldık hüzünlendik, merak ettik, yorulduk, öfkelendik, sorguladık...

Acı çekmek, acı çektirmek, hesaplaşmak üzerine oturtulan çok sağlam bir kurgu. Nereden başlasak, nasıl yazsak sanki eksik kalacak gibi hissettiriyor. Çürümeye başlayan hayatlar ve tıpkı güzellik gibi miras kalan genetik bir çöküşün hikayesi.Ve direnen insan, pimi çekilmiş bomba gibi infilak diyor.Bu direniş, gönüllü bir yok oluş, vaz geçiş çünkü.

 Katman katman son derece başarılı bir kurgu, tasvirler çok başarılı. Şarkı sözlerinden, şiirlerden, kitaplardan hatırlatmalarda çok yakışmış, yeniden ne çok şey öğrendik. İşte yazmak, yazabilmek bu...

"Romantik Kitaplar" kategorisinde okuduk , aslında "yer altı edebiyatı" kategorisinde. Hakan Günday'ın kadın versiyonu Ayfer Tunç kalemine hayran kalmamak, kapılıp gitmemek imkansız.
Her sayfa çarpa çarpa dövüyor okuyucuyu... Enfes bir anlatımdı... Önce kapak kızı okununca daha anlamlı olacaktır... Olaylara iki açıdan bakabilmeyi bilen insanlar için...

Keyifli okumalar/ Selma

1 Ocak 2020 Çarşamba

2020 OCAK AYI KİTAP LİSTEMİZ (ROMANTİK KİTAPLAR)







2019 ARALIK AYI KİTABIMIZ (BİR DİNOZORUN ANILARI/ MİNA URGAN)


KİTAP HAKKINDA
İngiliz edebiyatı 'duayenimiz' Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda.

Mina Urgan 'Bir Dinozorun Anıları"nda açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü..."

Oğuz Atay'ı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye, öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca 'miyaaav' diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde 'tanıştığımıza memnunum' deyince şaşırıp kaldım."

Mina Urgan'ın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız. /Alıntı


KİTAPTAN ALINTILAR
"Anılarıma başlarken, her şeyden önce, gençliğin bir mutluluk, yaşlılığın ise bir mutsuzluk dönemi olduğu mitosunu yıkmak istiyorum" 
"Bu bedeli fazlasıyla ödemek isteyenlerin, "iyi ihtiyarlamak için yiğit olmak gerekir" sloganına uymaktan, sağlıkları konusunda dırdırlarını kesmekten, bedenleriyle birlikte kafalarının da yaşlanmasını engellemek için yoğun bir çaba göstermekten başka çareleri yoktur."
"Bütün dünyaya yayılan bu bayağılaşma konusunda, bizler ayrıca marifetli sayılırız. Çünkü Avrupalılar Batılı bir biçimde bayağılaşırken, biz hem Batılı, hem de Doğulu olduğumuzdan, hem alafranga bir biçimde, hem de alaturka bir biçimde bayağılaşmanın yolunu bulduk."
"Zaten bence, iştahla yenilen hiçbir yemek, ne denli ağır olursa olsun, insana dokunmaz. Ancak stresler ve korkular içinde, çekine çekine yenilen yemekler insana dokunur."
"Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım."
"Sen, kendi ekmek parasını kazanan özgür bir kadın olacaksın. İyi bir evlilik yapmanı çok isterim. Ama canın isterse evlenirsin, canın istemezse evlenmezsin. Eğer evliliğin yürümez de boşanırsan, kendine de çocuklarına da bakacak durumda olmalısın."
"Bizim kuşak için Gazi Mustafa Kemal Paşa, şimdi Atatürk deyince akla gelen yapay ve soyut kavram, acemice yontulmuş çirkin heykellerde görünen çatık kaşlı devlet simgesi değil, aramızda yaşayan canlı ve çok renkli, çok çekici bir insandı. Hiç çatık kaşlı değildi. Tam tersin, hafif gülümseyen, son derece güzel bir insandı."
"Onun için on beş yaşından beri zengin olmak ayıbından kurtulduğum, ekmek parasını kendi alnının teriyle kazanan çalışan bir kadın olduğum için gurur duyarım. Bunlar çok dinozorca düşünceler elbette. Ama dinozorca düşünmekten hiç mi hiç utanmıyorum."
"Çünkü ben dinozoru, tarih öncesi çağların nesli tükenmiş bir hayvanı olarak değil; geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınmaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum."

YORUMLARIMIZ
Yazarımız anılarını anlatırken, muazzam bilgi birikimiyle bizi o döneme ait muhteşem bir yolculuğa çıkarıyor. 
Ele avuca sığmayan "acayip" bir çocuk, küçük hanım, teyze, anne, madam, asistan, profesör, kendi değerini bilen, kadınlığın sefasını yaşayan, acı -tatlı her şeyle açık yüreklilikle yüzleşen, kendi ekmeğini kazanmak isteyen, hapishaneye girememekle hayıflanan, kendi deyimiyle "azılı bir komünist", muhteşem bir insan Mina Urgan.
Samimi bir dille sohbetler ettik Mina Urgan'la. Okumak sevgisini, çocuk sevgisini okuduk ve hissettik.
Hayran bıraktıran bir yaşam, yaşlılığı ile dalga geçmesi yer yer bizi gülümsetiyor.

Kitabı okurken bunları arkadaşlarıma nasıl anlatsam diye düşündüm ve kendim belirlediği üç bölümde sunmaya karar verdim.
1) Nelere Tekrar Üzüldüm; 
Sutruma'nın batırılması; Yıllar sonra bu kadar çok mülteci kabul ederken, o dönemde Yahudilerin kabul edilmeyerek ölüme terk edilmelerine üzüldüm.

6-7 Eylül olayları; "Kıbrıs Türktür" lafı uğruna Türklerin mili servetinin bir kısmı imha edildi. Uydurma provokasyonlar ile suni bir Kıbrıs meselesi ortaya atılarak gayri müslümlerin malları yağmalandı ve zenginliğimiz olan bir çok gayri müslüm Türkiye'yi terk etti.

27 Mayıs 1960; güzel başlayan kötü biten bir askeri darbe ya da yazarın deyimiyle "devrim".Adnan Menderes ve adamlarının yargılanıp asılması büyük bir hataydı, Yazar sürgüne gönderilmelerinin  daha doğru olacağını savunuyor.

16 Şubat 1969- Kanlı Pazar; Amerikan 6. filosunu protesto etmek için taksime yürüyüşe geçenlerin yolları yobazlar tarafında kesiliyor ve bıçaklı, sopalı saldırıya uğruyorlar.

5 Mayıs 1972; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılması.

1 Mayıs 1979-Kanlı 1 Mayıs; 34 ölü.

Rus Devrimi; Stalin'in zorbalığı. Sınıfları ortadan kaldırmaktan çok, ayrıcalıklı yeni bir yüksek sınıf ortaya çıkarması. Toplumsal düzende rahat yaşarken, daha sonraları kapitalizmin en vahşisini yaşadılar.

1980 Öncesi ve Sonrası; haksız tutuklanmalar ve işkenceler.

2) Kimleri Tekrar, Daha Farklı Tanıdım;
Halide Edip, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Cevat Çapan, Cevat Şakir, Aziz Nesin, Sebahattin Eyüboğlu, Necip Fazıl, Güzin-Abidin Dino, Arif Dino, Cahit Sıtkı vb. 
Kitapları, şiirleri ve resimleriyle tanıdığımız yazarları, şairleri ve ressamları, insani ve farklı yönleriyle anlatıyor.
 Anılarında bahsettiği en ilginç dört kişilik Necip Fazıl, Yahya Kemal, Sait Faik ve Neyzen Tevfik. Bu anılar birinci elden yani bizzat yaşadıkları olduğu için çok kıymetliler.
Cumhuriyet Dönemi ve Atatürk ile ilgili anıları çok önemli ve samimi, Cumhuriyetin kadınlara tanıdığı hakları sürekli hatırlatıyor.

3) Hangi Düşüncelerine Katıldım;
Ötenazi hakkındaki düşünceleri.

Feminizm. Kadının toplumda yeri olmadığı düşüncesini "bence bu bir kadın sorunu değil, sınıf sorunu" diyerek açıklıyor.

Globalleşmeye değil, enternasyonalizme inanıyor. Sınırların ortadan kalkması ve milletlerin tam olarak kaynaşması.

Eğitimde fırsat eşitsizliğine dikkat çekiyor.

Zenginliğin arkasında ya bir haksızlık, sömürü ya da hırsızlık olduğunu düşünüyor.

Rus Devrimini ve Stallin'i eleştiriyor. Aydınları ve sanatçıları baskı altına alarak, ayrıcalıklı yüksek bir sınıfın oluşmasını sağladığını ve devamında da kapitalizmin en vahşisini yaşamak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Cumhuriyet Aydınları ile birlikte, yoksul ve onurlu bir Türkiye'de Cumhuriyet tarihi yaşamış, iyi eğitimli, çevresini aydınlatmak isteyen bir Türk Kadını Mina Urgan.

Keyifli okumalar dilerim. /GÜLAY




30 Kasım 2019 Cumartesi

2019 ARALIK AYI KİTAP LİSTEMİZ (BİYOGRAFİ- OTOBİYOGRAFİ)




2019 KASIM AYI KİTABIMIZ ( ŞAMANLAR DİYARI/ BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU)


KİTAP HAKKINDA
Dans ederek tanrıların katına çıkan hayvanlara dönüşen şamanlar, ayrı bir ruha sahip yılan başlı kuyruklarıyla hayatı paylaşan Harnanlar, geceleri ışıl ışıl parlayan nar kuşları, geçmişi dumandan bir tiyatroyla canlandıran büyüler, salların üzerine kurulmuş gizemli köyler vb... Şamanlar diyarında görebileceğiniz şeylerden sadece birkaçı.
Bu olağan üstü diyarın sakinleri arasında yaşanalar ise bildiğimiz dünyada, tarihin her döneminde, insanın insana ettiklerine dair derin bir iç çekiş, evrensel bir sorgulama. Toplumların güç sahipleri çatıştığında arada kalan sıradan insanlara ne olur? Nasralar ve Delkarlar belki aramızda dolaşmıyorlar, ama başlarından geçenler, dünyanın birçok farklı coğrafyasında yaşandı ve yaşanmakta. / Alıntı

KİTAPTAN ALINTILAR
"Bugün zayıf olan, birkaç nesil sonra kendisine yapılan zulmün aynısını yapmaktan geri durmuyordu."
"Savaş zamanı insanların en kötü ve en iyi yanları ortaya çıkar. Sakin ve güvenli günlerde, iyilik ya da kötülük yapmak için fırsatı olmamış bir adamın gerçekte nasıl biri olduğunu bilemezsin. Ne zaman işler sertleşir, bir seçim yapman gerekir, ruhunun derinliklerinde bir canavar mı uyuyor yoksa bir kahraman mı, o zaman belli olur."
"Artık güçsüzleri, bir gün roller değiştiğinde kendilerine zulmedenler kadar zalimleşeceklerini bile bile, sırf güçsüz oldukları için sevemiyordum."
"Ben sadece Şamanım" diye gülümsedi Darok. "Bunun ötesini hiç bir zaman önemsemedim. Çünkü Şaman olmayı kendim seçtim, Nasra ya da Delkar olmayı ise seçemezsin. Öyle doğarsın, kimse tercihini sormaz. Kendi seçmediğim bir şeyle tanımlanmayı kabul etmiyorum."

YORUMLARIMIZ
Irkçılık ve soykırım üzerine evrensel bir sorgulama.
Masal tadında sürükleyici ve etkileyici bir roman. Sürpriz olaylar, hayal gücümüzü harekete geçirerek bizi keyifli maceralara sürüklüyor.
Kitabın dilini akıcı ve anlaşılır bulduk. Ancak gençlik dönemi okumaya daha uygun olduğunu düşünüyoruz.  Bu sebeple okulda yürüttüğümüz öğrenci okuma gruplarında okunmak üzere önereceğiz.
Karakterler; her kötünün içinde iyi vardır ya da her iyinin içinde kötüde vardır tarzında. Yazarımızın yarattığı diyar, insanlar dışında pek çok karakterinde içinde olduğu kalabalık ve renkli bir dünya.
Şamanları, ayinlerini ve Şamanizmin nasıl bir inanış olduğunu ayrıca merak ettik.
"İdeal toplum" oluşturulabilir mi, mümkün müdür? diye düşündük, sanki kitapta amaçlanan daha çok bu, her şeyin ideal olduğu bir yeri (Perg Şehri) bulmak ümidiyle yolculuk ile son buluyor. Devamını merak ediyoruz ve fırsat bulunca okuyacağız.
Yerli fantastik edebiyatta değerli ve başarılı bir eser sunan yazarımızı takdir ediyoruz. Hayal gücü ile bambaşka bir dünya oluşturmak çok harika ve zor bir iş, her zaman bunu başarmış beyinlere hayranlık duydum.

Keyifli okumalar dilerim/ NİGAR